:: Ana sayfa   ::Yardım   ::İletişim    :: Üye Girişi
 
 
 
SEPETİNİZ
Ürün Seçmediniz !
KATEGORİLER
Aile Kitaplığı
Başvuru - Kaynak
Bilişim - Elektronik
Çoçuk Kitapları
Din
Edebiyat
Efemera
Eğitim
Ekonomi ve İşletme
Etnik
Felsefe - Düşünce
Hobi
İletişim - Medya
İslam
Kişisel Gelişim
Müzik
Psikoloji
Sağlık
Sanat - Mimarlık
Sınavlara Hazırlık Kitapları
Siyaset - Politika
Sosyoloji - Toplum Bilimleri
Spor
Tarih - Coğrafya
Temel Bilimler
Turizm - Gezi - Şehir
Yemek Kitapları
HAFTANIN KİTABI

MÖSYÖ
MEHMET BARANSU
 
 
 
Hanefi Avcının işkence suçundan Sıkı Yönetim Mahkemesinde kaç yıl ceza aldıgı, DEV-SOLcu Bedri Yaganın öldürüldügü operasyonun savcılık ve polis tutanakları ile Adli Tıp raporları.
İLK KEZ BELGELERİYLE BU KİTAPTA.
devamı.
EĞİTİM YAZILARI
- ÇOÇUKLARA KİTAPLARI SEVDİRMENİN YOLLARI

- Adolf Hitler

- OKUMAYI ÇOÇUKLARA SEVDİRMEK

- Muhammed İkbal – Annemarie Schimmel

- Malcolm X Hayatı

- Yoksulların ve Şairlerin Kitabı Tanıtımı Cahit Koytak Timaş Yayınları

- Mağaradakiler: Ham Ama Dürüst Bir Magnum Opus

- HADİS YAZILARI KİTABI'NIN AÇIKLAMASI

- BEŞER OLARAK HZ. PEYGAMBER KİTABI'NIN ÖZETİ

- HIZLI OKUMA

tümünü gör
YENİ ÇIKANLAR
 
Fuzuli Divanı Şerhi Ali Nihat Tarhan Pazarlık
Vahdettin Engin
Fuzuli Divanı Şerhi Ali Nihat Tarhan Doğu Büyüsü| Ah Kudüs
Ali Haydar Haksal
Fuzuli Divanı Şerhi Ali Nihat Tarhan Ölü Ruhlar Ormanı
Jean-Christophe Grange
Fuzuli Divanı Şerhi Ali Nihat Tarhan Sanat Uzun Hayat Kısa
Zülfü Livaneli
Fuzuli Divanı Şerhi Ali Nihat Tarhan Oniki
Jasper Kent
 
  Fuzuli Divanı Şerhi (İlan No:17527) Anasayfa / Edebiyat / Şiir - Genel  


SahibindenKitaplardan, Sıfır
 
Ürünün Adı Fuzuli Divanı Şerhi
Yayınevi Akçağ Basım Yayım Pazarlama
Yazar Ali Nihat Tarhan
Kategori Şiir - Genel
Piyasa Fiyatı 35,00 - TL
İndirimli fiyat 26,25 - TL
Stok Miktarı 0 Adet
Avantajınız % 25,00
ISBN No 9789753382113
Sayfa Sayısı 720
Temin Süresi 3
Boyutları 170-240
Basım Tarihi
Çevirmen 0
 
 
   
 
     

16. yüzyılda yaşayan Fuzuli, Türk Edebiyatının en büyük şairlerinde biridir. Irak Türklerinden olan ve Azeri şivesiyle eserler veren Fuzuli´nin şöhreti bütün Türk dünyasını tutmuştur. Bütün Türk ülkelerinde tanınmış, eserleri okunmuş ve sevilmiş olan fuzuli´yi en büyük lirik şairimiz olarak kabul etmek, eskiden beri devam eden ve bugün de geçerliliğini muhafaza eden bir görüştür. Edebiyatımızın müstesna siması Fuzuli´nin hayatı, edebi şahsiyeti ve eserleri üzerinde bir hayli inceleme ve araştırma yapılmakla beraber, divanının açıklaması bugüne kadar yapılmış değildir. Rahmetli Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan hocamızın bu eseri, işte bu son derece mühim işi gerçekleştirmiş bulunmaktadır. Divan şiirini en iyi anlayan, bilen ve açıklayan ve bu sahanın dünyada en büyük uzmanı olan merhum hocamız, yıllardan beri bu konu üzerinde çalışıyordu." Metinler Şerhi" ilminin eşsiz üstadı Alli Nihad Tarlan´dan üniversitede birkaç nesil, muhtelif Divan şairlerinin eserleri arasında Fuzuli´nin bazı şiirlerinin açıklamasını da hayranlıkla öğrenmişti. (Sunuş´tan)

FUZULİ


Divan edebiyatının en büyük şairidir (1480-1556). Fuzuli'nin asıl adı Mehmet'tir. Irak'ta Kerbelâ'da doğdu, öğrenimini Bağdat'ta gördü. Gençliği, Safevi Türk İmparatorluğu'nun parlak dönemine rastlar. Bağdat'a yerleşti ve ömrü boyunca Irak'tan hiç ayrılmadı.. Kanuni Süleyman 1534'te Bağdat'ı fethettiği zaman padişaha kaside yazıp sunduğu gibi, veziriazam Damat İbrahim Paşa, vezir Rüstem Paşa, nişancı Celâlzade Mustafa Çelebi gibi devlet ileri gelenlerine de kasideler yazdı. Kanuni, şaire günde 9 akçe aylık bağladı. Fuzuli'nin bu aylığı alamaması üzerine nişancı Celâlzade Çelebi'ye yazdığı mektup Şikâyetname adıyla ün kazandı.

Fuzuli'nin divan edebiyatı üzerindeki etkisi büyüktür. Şiirlerini Azeri şivesiyle yazmasına karşın bütün Türk milletince sevilen ve benimsenen bir şairdir. Üslûbu, edası ve temaları gerek klasik divan şairlerince, gerek halk şairlerince günümüze kadar taklit edilmiştir. Dili sade olan şiirleri halk arasında da yayılmıştır.

Türkçe, Farsça ve Arapça olmak üzere üç divanı vardır. O zamanın sanat ve bilim dili Arapça ve Farsça olmasına rağmen Türkçe ile de mükemmel şiir söylenebileceğini öne sürmüş ve bunu kanıtlamıştır.

Eserleri

Fuzuli sadece şairliğiyle değil, yapıtlarının çokluğuyla da meşhurdur. Üç divanından başka başta Leylâ ve Mecnun olmak üzere birçok eseri vardır. Başlıca eserleri şunlardır: Leylâ ve Mecnun (ünlü bir mesnevidir); Hadikat-üs-Süeda (Kerbelâ Olayı'nı konu alan bu düzyazı ve şiir karışımı eser, şairin en önemli kitaplarından ve Türk edebiyatının şaheserlerinden biridir, sonraki şairleri büyük ölçüde etkilemiş, birçok defa basılmıştır); Beng ü Bade (500 beyitlik Türkçe mesnevi); Heft-Cam (327 beyitlik bir sakiname); Rind ü Zahid (Farsça düzyazı); Hüsn ü Aşk (Farsça düzyazı); Şikâyetname (Türk mizah ve hiciv edebiyatının şaheserlerindendir) v.d.

Leylâ ve Mecnun

Türkçe divanı kadar ünlüdür. Bir Arap emirinin kızı Leylâ ile ona âşık olan bir Arap gencinin başından geçenleri anlatır. Mesnevi tarzında yazılmıştır. Zamanımıza kadar 30 defadan fazla basılmış, bütün önemli dünya dillerine çevrilmiştir. Rusya'da opera olarak da bestelenmiştir.

SU KASİDESİ VE GÜNÜMÜZ TÜKÇESİ  İLE AÇIKLAMASI

KASÎDE DER NA'T-I HAZRET-İ NEBEVÎ (Su Kasidesi)
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su

Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.)

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem

Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

(şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi
kaplamıştır, bilemem..)

Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk

Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

(Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da
zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.)

Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin

ıhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su

(Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin
sözünü korka korka söyler.)

Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün

Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su

(Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin
yüzün gibi bir gül açılmaz.)

Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna

Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su

(Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi, gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar uğraşsa yine de)
gubârî (yazı)sını, senin yüzündeki tüylere benzetemez. )

Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola

Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su

(Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene
verilen su boşa gitmez.)

Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ

Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su

(Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı
bir iştir.)

ıste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it

Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su

(Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır, söndür. Susuzum
bu defa da benim için su ara.)

Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi

Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su

(Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da
kevser istiyorlar.)

Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr

Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su

(Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş salınışlı; serviyi
andıran sevgiliye aşık olmuş.)

Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek

Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su

(Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere bırakamam.)

Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar

Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su

(Dostlarım! şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su
sunun.)

Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger

Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su

(Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi (yalvarıp aracı
olması bu dikbaşlılığından) kurtarabilir.)

ıçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile

Gül budağınun mizâcına gire kurtara su

(Gül fidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek istiyor; bunu
engelleyebilmek için suyun gül dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını değiştirmesi gerekir.)

Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme

ıktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su

(Su Hz. Muhammed’in (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça göstermiştir.)

Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ

Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su

(ınsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz. Muhammed’in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.)

Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın

Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su

(Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su meydana
çıkarmıştır.)

Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim

Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su

(Hz. Peygamberimiz’in mûcizeleri dünyada uçsuz bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o mucizelerden), ateşe tapan
kâfirlerin binlerce mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.)

Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ

Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su

(Mihnet günü Ensâr’a parmağından su verdiğini (bir mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse hayret ile (şaşa
kalarak) parmağını ısırır.)

Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât

Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su

(Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su, düşmanına) elbette
yılan zehrine döner.)

Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz

El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su

(Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan) yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su damlasından binlerce rahmet
denizi dalgalanmıştır.)

Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl

Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su

(Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)

Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr

Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su

(Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık salmak (orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça da olsa o
eşikten dönmez.)

Zikr-i na’tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ

Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su

(Sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na’tının zikrini
dillerinde tekrarlamayı (dertlerine) derman bilirler.)

Yâ Habîballah yâ Hayre’l beşer müştakunam

Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su

(Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı! Susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp dâimâ su
diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.)

Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc’da

şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su

(Sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.)

Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner

Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su

(Kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazım olsa, güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel su iner.)

Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma

Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su

(Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış, (ama) o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden ümitliyim.)

Yümn-i na’tünden güher olmış Fuzûlî sözleri

Ebr-i nîsândan dönen tek lü’lü şeh-vâra su

(Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî’nin (alelâde) sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su (damlası)
gibi birer inci olmuştur.)

Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr

Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su

(Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su (gözyaşı)
döktüğü zaman,)

Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam

Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su

(O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım.)



  Sahibinden Kitaplar Mağazasının Diğer İlanları  
"Adil Düzen"den "Dünya gerç...
Mehmet Bekaroğlu
Elips Kitap
Sıfır
16,50 - TL
"Ah"lar Ağacı
Didem Madak
Everest Yayınları
Sıfır
3,38 - TL
"Ak" Parti'nin Kara Kitabı
İleri Yayınları
Sıfır
37,50 - TL
"Allah" ve "Tanrı" İçin Sav...
James Reston
Aykırı Yayınları
Sıfır
19,50 - TL
"Anan Nerede Ulan?"
Dimitra Sotiri Petrula
Pencere Yayınları
Sıfır
8,25 - TL
"Azrail'in Öbür Adı" Antep ...
Turhan Temuçin
Destek Yayınları
Sıfır
13,50 - TL
"b"
İzel Rozental
Okuyan Us Yayınları
Sıfır
7,50 - TL
"Baba Ben Niye Faşist Oldum...
Walter Euchner
Agora Kitaplığı
Sıfır
0,00 - TL
"Bakü'ye Gidiyorum Ay Balam...
Aslan Kavlak
Yapı Kredi Yayınları
Sıfır
16,50 - TL
"Bangkok Hiltonu" nda Hapis...
Sandra Gregory, Mıshael Tıerney
Everest Yayınları
Sıfır
10,50 - TL
"ben Dünyaya Öss İçin Gelme...
Münir Arıkan
Bilge Yayınları
Sıfır
11,25 - TL
"Ben Nereden Geldim"
Peter Mayle
Sistem Yayıncılık
Sıfır
9,00 - TL
COPYRIGHT © 2010 SSL Nedir | Kurumsal Üyelik Nedir | Bireysel Üyelik Nedir | Kullanıcı Sözleşmesi | Satış Sözleşmesi | Hakkımızda | İletişim | Yardım | Gizlilik Politikası |